Geleceğin Ergonomisi: Yapay Zekâ Bizi Daha Fazla mı Oturtacak, Daha Fazla mı Hareket Ettirecek?

Geleceğin Ergonomisi: Yapay Zekâ Bizi Daha Fazla mı Oturtacak, Daha Fazla mı Hareket Ettirecek?

Yapay zekâ çalışma hayatını hızla değiştiriyor.

Bir e-postayı saniyeler içinde hazırlayabiliyor, uzun bir raporu özetleyebiliyor, araştırma yapabiliyor, toplantı notlarını çıkarabiliyor, verileri analiz edebiliyor ve saatler sürecek işleri çok daha kısa sürede tamamlayabiliyoruz.

Bu büyük bir dönüşüm.

Fakat bu dönüşümün daha az konuşulan başka bir tarafı var:

Yapay zekâ zihnimizi daha üretken hale getirirken bedenimizi daha hareketsiz hale getirebilir mi?

Çünkü teknoloji geliştikçe işlerimizi yapmak için daha az yer değiştiriyoruz.

Dosya aramıyoruz.
Bir şey sormak için başka bir odaya gitmiyoruz.
Toplantılar için her zaman yerimizden kalkmıyoruz.
Araştırma yapmak için farklı kaynaklara fiziksel olarak ulaşmamız gerekmiyor.

Giderek daha fazla işi aynı ekrana bakarak, aynı masada, aynı pozisyonda yapabiliyoruz.

Belki de yapay zekâ çağında ergonominin yeniden düşünülmesi gereken nokta tam olarak burada başlıyor.

Daha Akıllı Çalışmak, Daha Hareketsiz Çalışmak Anlamına Gelmemeli

Teknoloji bize zaman kazandırıyor.

Ancak kazandığımız zamanın büyük bölümünü yine ekran karşısında geçiriyorsak, teknolojik verimlilik fiziksel hareket açısından aynı ilerlemeyi sağlamıyor olabilir.

Bu nedenle geleceğin çalışma ortamlarını tasarlarken yalnızca şu soruyu sormak yeterli olmayacak:

“Nasıl daha verimli çalışabiliriz?”

Bir soru daha eklememiz gerekiyor:

“Daha verimli çalışırken nasıl daha fazla hareket edebiliriz?”

Bu küçük gibi görünen değişiklik, ergonomiye bakışımızı tamamen değiştirebilir.

Ergonomi Artık Yalnızca Sandalye Değildir

Ergonomi denildiğinde hâlâ çoğu insanın aklına ilk olarak ergonomik sandalye geliyor.

İyi bir sandalye elbette önemlidir.

Fakat ergonomik çalışma ortamı bundan çok daha fazlasıdır.

Masa yüksekliği, ekran konumu, klavye ve mouse'un yerleşimi, kolların desteklenmesi, ayakların konumu, oturma biçimi ve en önemlisi gün içerisindeki hareket alışkanlıklarımız bu sistemin parçalarıdır.

Dünyanın en gelişmiş sandalyesinde bile saatlerce aynı pozisyonda oturmak, hareketin yerini tutmaz.

Bu nedenle geleceğin ergonomisinin amacı insanı tek bir “mükemmel pozisyonda” tutmak değil, farklı pozisyonlar arasında geçiş yapmayı kolaylaştırmak olmalıdır.

Oturun.

Ayağa kalkın.

Tekrar oturun.

Ayaklarınızı hareket ettirin.

Oturma biçiminizi değiştirin.

Kısa bir yürüyüş yapın.

Sonra çalışmaya devam edin.

Ergonominin geleceği belki de doğru pozisyondan çok, pozisyon çeşitliliğiyle ilgili olacak.

Yapay Zekâ Ergonominin Bir Parçası Olabilir mi?

Asıl ilginç ihtimal burada ortaya çıkıyor.

Bugün yapay zekâyı ağırlıklı olarak bilgi üretmek, analiz yapmak ve işleri hızlandırmak için kullanıyoruz.

Gelecekte ise yapay zekâ çalışma alışkanlıklarımızı anlamamıza da yardımcı olabilir.

Bir çalışma alanı düşünün.

Ne kadar süredir oturduğunuzu biliyor.

Gün içerisinde kaç kez ayağa kalktığınızı takip ediyor.

Yükseklik ayarlı masanızı hangi saatlerde kullandığınızı öğreniyor.

Uzun süredir aynı pozisyonda kaldığınızı fark ediyor.

Ve size basitçe:

“Bir süredir aynı pozisyondasınız. Biraz hareket etmeye ne dersiniz?”

diyor.

Bu yalnızca bir hatırlatma olmak zorunda da değil.

Gelecekte masa, sandalye, ekran, aydınlatma ve diğer çalışma ekipmanları birbirleriyle iletişim kurabilir.

Masanız tercih ettiğiniz oturma ve ayakta çalışma yüksekliklerini öğrenebilir.

Ekranınız farklı çalışma pozisyonlarına göre ayarlanabilir.

Çalışma alanınız gün içerisindeki davranışlarınızı analiz ederek size farklı pozisyonlar önerebilir.

Giyilebilir teknolojilerden gelen hareket verileri bile çalışma ortamıyla entegre olabilir.

Bunların bir kısmı bugün çeşitli biçimlerde mümkün; bir kısmı ise geleceğin çalışma ortamlarına ilişkin olasılıklar.

Ancak burada önemli olan teknoloji değil.

Teknolojinin ne amaçla kullanıldığı.

İnovasyon Daha Fazla Teknoloji Eklemek Değildir

Bir masaya ekran eklemek onu inovatif yapmaz.

Bir sandalyeye sensör koymak da tek başına inovasyon değildir.

Gerçek inovasyon, gerçek bir insan problemini daha iyi çözebilmekle başlar.

Ve modern çalışma hayatının önemli problemlerinden biri oldukça basit:

İşlerimizi yapmak için giderek daha az hareket etmek zorunda kalıyoruz.

Bu nedenle geleceğin ergonomik ürünlerini değerlendirirken yalnızca kaç ayarı olduğuna veya hangi teknolojiye sahip olduğuna bakmak yeterli olmayabilir.

Belki daha önemli bir soru sormalıyız:

Bu ürün insanın çalışma günü içerisinde hareket etmesini kolaylaştırıyor mu?

Yükseklik ayarlı masanın gerçek değeri yalnızca yukarı ve aşağı hareket eden motorunda değildir.

Oturmak ile ayakta çalışmak arasındaki geçişi kolaylaştırmasındadır.

Aktif oturma ürününün değeri yalnızca farklı görünmesinde değildir.

Kullanıcıya farklı oturma ve hareket seçenekleri sunmasındadır.

Hareketli bir ayak desteğinin değeri yalnızca ayakları desteklemesinde değildir.

Masa başında çalışırken küçük hareketlere alan açabilmesindedir.

İnovasyonun merkezine teknolojiyi değil, insan davranışını koyduğumuzda ergonomiye bakışımız da değişmeye başlar.

Geleceğin Ofisi: Active Workspace

Belki geleceğin ofisinde “çalışma istasyonu” kavramı bile değişecek.

Biz buna Active Workspace — Aktif Çalışma Alanı diyebiliriz.

İnsan masaya uyum sağlamaz.

Masa insana uyum sağlar.

Sandalye insanı tek bir pozisyonda tutmaya çalışmaz.

Farklı oturma biçimlerine izin verir.

Çalışma alanı insanı sekiz saat boyunca aynı noktada tutmaz.

Pozisyon değiştirmeyi kolaylaştırır.

Teknoloji insanı ekrana daha fazla bağlamak yerine, gerektiğinde ekrandan uzaklaşmasını hatırlatır.

Yapay zekâ ise bütün bu sistemin görünmez yardımcısı olabilir.

İnsanı kontrol eden değil, davranışlarını anlamasına yardımcı olan bir teknoloji.

Bize sürekli:

“Daha fazla çalış.”

demek yerine zaman zaman:

“Biraz hareket et.”

diyebilen bir teknoloji.

İnsan + Hareket + Teknoloji

Yapay zekâ önümüzdeki yıllarda nasıl çalıştığımızı değiştirmeye devam edecek.

Daha hızlı olacağız.

Daha fazla işi daha kısa sürede yapacağız.

Çalışma alanlarımız da giderek daha akıllı hale gelecek.

Fakat bütün bu teknolojik gelişmenin merkezinde değişmeyen bir gerçek var:

İnsan bedeni hareket etmeye ihtiyaç duyuyor.

Bu nedenle geleceğin ergonomisini yalnızca daha gelişmiş sandalyelerde, daha hızlı masalarda veya daha akıllı cihazlarda aramamalıyız.

Geleceğin ergonomisi üç kavramın kesişiminde olabilir:

İnsan. Hareket. Teknoloji.

Teknoloji geliştikçe ergonominin görevi insanı daha uzun süre oturtmak değil, teknolojinin sağladığı imkânları kullanarak daha hareketli bir çalışma hayatını desteklemek olmalı.

Çünkü geleceğin en iyi çalışma alanı belki de bizim için her şeyi yapan çalışma alanı değildir.

Bizi ne zaman hareket etmemiz gerektiğini unutturmayacak kadar akıllı olan çalışma alanıdır.

Ve belki yapay zekâ çağında ergonominin yeni sorusu da şudur:

“Nasıl daha doğru oturabiliriz?” değil, “Teknoloji geliştikçe nasıl daha fazla hareket edebiliriz?”

Sit. Stand. Move. Repeat.

0 yorum

Yorum bırakın